Riga’da Keşfettiklerim

Neden üç beş kez Letonya’ya gidilir inanın hiçbir fikrim yok. Bir insanın Letonya’da bu kadar sık ne işi olabilir… Ben de kendi kendime sorduğum bu sorunun cevabını henüz alabilmiş değilim ama yalan yok popüler olmamış ülkeleri keşfetmeyi her zaman sevdim. Riga’ya dört kez gitme fırsatı yakaladım. Riga, Baltık ülkeleri içerisindeki en büyük şehir konumunda. Merak etmeyin Wikipedia’da bulabileceğiniz bilgilerle sizleri sıkmayacağım.

Maxima Market Faciası

Öncelikle şunu söylemek gerekiyor. Letonya’da halkının tamamına yakını Rusça konuşabiliyor. Ancak bu dilde konuşmayı pek tercih etmiyorlar. Mesela Letonya’nın bağımsızlık gününü kutladığı 18 Kasım’da bir vatandaşa İngilizce bir soru sordum, anlamayınca bu kez Rusça sordum, sanırım Rusça sorduğum anda tahminen bana kendi anadilinde küfrü bastı ve uzaklaştı. Ruslara karşı bir önyargı hatta kin var diyebilirim. İşin ilginç yanı ülkenin %30’u Rus kökenli. Televizyonlarda Rus kanalları seyrediliyor, radyolarda Rusça yayın yapılıyor. Letonya hükümetinin elinden gelse tüm bu yayınları kapatacak fakat Avrupa Birliği yasaları gereği bunu yapamıyorlar.

Bahsettiğim önyargıyı başka bir örnekle açıklamak gerekirse, 2013 yılında Riga’da büyük bir süpermarket zinciri olan Maxima’nın en büyük marketlerinden birinde çatının çökmesi sonucu 54 kişi hayatını kaybetti. Olayın olduğu gün Rusya hükümetinin arama kurtarma ekibi gönderme teklifine Letonya hükümeti olumsuz cevap verdi. Olanakların zaten kısıtlı olduğu Letonya’da kurtarma çalışmaları günler, haftalar sürdü.

NERELERE GİDİLİR

Gelelim Riga’da neler yapabiliriz, nereleri görmeliyiz, nerelere gidebiliriz, ne alabiliriz konusuna. Şehir mimarisinin Art Nouveau sanat akımının esintileriyle inşa edildiğini belirtmek istiyorum öncelikle. Riga’nın sembolü olan “Kara Kafalıların Evi” anlamındaki Melngalvju mutlaka görülmeli. Melngalvju 1334 yılında yerel tüccarlar tarafından merkezi toplantı yeri olarak inşa edilmiş. Sonraları bu yapı ev yabancı kralların ve diğer soylu konukların ziyaretlerine ev sahipliği yapmaya başlamış. Günümüzde de Melngalvju’da konser, gala ve diplomatik resepsiyonlar sıklıkla düzenleniyor. Ziyaretçiler için bilet fiyatları 6€ olarak belirlenmiştir. (http://www.melngalvjunams.lv/)

Şehrin diğer bir sembolü olan Aziz Peter Kilisesi (St.Peter’s Church)ortaçağ mimarisinin esintilerini taşır ve Riga’nın en eski ve en değerli yapılarından birisidir. Araştırmalara göre 1209 yılında inşa edildiği düşünülmektedir. Kilise’nin en üst noktasına tırmanabilir ve bütün Riga’yı keyifle seyredebilirsiniz. Ayrıca kilise her ay değişik sergilere ev sahipliği yapıyor. Ziyaret etmek için 9€ ödemek gerekiyor.

Diğer bir önemli nokta Özgürlük Anıtı, Letonya Bağımsızlık Savaşı’nda hayatını kaybeden askerler anısına 1935’te dikilmiş anıttır. Başının üzerinde üç yıldız tutan kadın figürü Letonya devletinin ulusal birliğini, bağımsızlığını ve özgürlüğünü temsil ediyor.

Letonya Ulusal Sanat Müzesi ve Letonya İşgal Müzesi ziyaret etmenizi tavsiye edebileceğim diğer noktalar.

NE YENİR NE İÇİLİR

Gezdiklerin yetti biraz da ne yedin ne içtin ondan bahset diye soracaklar için hazırladığım bölüme geçelim. Gittiğim en ilginç restoran kesinlikle Rozengrals. Restoranda garsonların kostümünden tutun da yemeklerin sunum biçimine, restoranın dekoruna kadar her şey orta çağ dönemi esinlenerek yapılmış. Yerel tatları deneyebilmeniz için iyi bir nokta ve fiyatları uygun. Tavsiye ederim. Lüks severler için önerebileceğim nokta ise Origo alışveriş merkezinin en üst katında bulunan NEO Sky-Bar. Gurme olmamakla birlikte suşiler müthiş hoşuma gitti ve lüks bir mekâna kıyasla fiyatları çok uygun. Bunun dışında suşi restoranı zinciri olan Tokyo City’de çok hoşuma gitti.

Riga’nın kendine has ürünü %45 alkol içeren Riga Black Balsam. 24 doğal bitkinin karışımından elde ediliyor. Gece hayatı ise açıkçası Avrupa’nın diğer ülkelerine kıyasla pek hareketli değil ama yine de idare eder. Studio 69 ve Kalku Varti iyidir. Ben gittiğimde giriş erkekler için 3€, kadınlar için ise ücretsizdi. Şu an ne durumdadır bilmiyorum. İçerde ablalar maşallah çok iyidir, içkiler ucuzdur lakin fazla kaçırıp sapıtmayın derim izbandut abiler döndü mü fena dövüyor bizzat şahit oldum. Bu arada şahit olduğum bir olayı anlatmak istiyorum. Studio 69’a gitmiştim. Ortam iyi güzel takılıyorum arkadaşlarla, birden dans pistinin ortası adeta yarıldı. Yaklaşı 1.65 – 1.70 boylarında bir abimiz 2 metrelik bir adama zıplayıp vuruyor. Neyse bir baktım kemer çıktı ortaya, bodyguard’lar adamın yanına gidemiyor abinin öyle bir dövüyor neyse cengaver olarak ben gittim. Kemeri çıkardığını görünce zaten anladım “Aha Urfalı” dedim. Abi dedim hoooppp dur tamam falan, “bırak toprağam biraz daha döveyim şunu” dedi. Neyse olay yatıştı falan ama abinin manitaya salça olunca bizimki tutamamış kendini. Gerçekten de Urfalıydı bu arada. Kendisini bir kez daha tebrik etmek isterim. Bu kadar güzel adam döven birini görmedim.

Dünya’nın saçma sapan yerlerinden yazılarıma devam edeceğim. Takipte kalın.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.